|
ALİHANOĞLU HUKUK BÜROSU
Avukat Reşat Alihanoğlu
Sicil No:
İzmir Barosu: 6643
T.B.B: 2682
|
HUKUK
Hukuk, toplumun genel menfaatini veya fertlerin ve toplumun ortak
iyiliğini sağlamak maksadıyla konulan ve kamu gücüyle desteklenen kaide,
hak ve kanunların bütünüdür. Daha yaygın bir tanımıyla hukuk, adalete
yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.
Kelime Anlamı
Hukuk kelimesi Arapça "hak" kökünden gelir ve hak kelimesinin çoğulu
olarak bilinmektedir (galat-ı meşhur). Arapçda "hak" kelimesinin çoğulu
ahkaktır. Türk Dil Kurumu'na göre hukuk kelimesi, "Toplumu düzenleyen ve
devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünüdür". Bunun dışında
hukukun "haklar" anlamı da vardır. Mecazi anlamda ise, ahbaplık, dostluk
anlamında da kullanılır.
Teknik Anlamı
Hukuk dönemden döneme değiştiği için hala doyurucu bir tanım
yapılamamıştır. Kant "Hukukçular hala hukukun tanımını aramaktadırlar"
der. Günümüzde en çok kabul edilen tanımı ise: "Belirli bir zamanda
belirli bir toplumdaki ilişkileri düzenleyen ve uyulması devlet zoruna
(müeyyide) bağlanmış kurallar bütünüdür".
Geniş bir kavramla ifade etmek istersek teknik anlamda hukuk;örgütlenmiş
bir toplum içinde yaşayan insanların birbirleriyle veya kişilerin yine
kendilerinin meydana getirdiği topluluklarla ve bu toplulukların
birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen,kişilerin güvencesini ve
insan haklarını sağlamak amacıyla oluşturulan ve devlet gücü ile
desteklenen bağlayıcı,genel,soyut ve devamlı kurallar bütünüdür.
Bilimsel bir disiplin olarak hukuk, kendi içinde temel olarak ikiye
ayrılır. Genel olarak hukukun kişiler arası ilişkileri konu alan kısmına
Özel Hukuk, kişiler ile devlet veya devleti oluşturan kurumlar arası
ilişkileri düzenleyen kısmına ise Kamu Hukuku adı verilir. Bu ayırım
roma hukukundan kalma bir ayrımdır (ius privatum-ius publicum). Medeni
Hukuk, Ticaret Hukuku ve Devletler Özel Hukuku özel hukukun, buna
karşılık Anayasa Hukuku, Ceza Hukuku ve İdare Hukuku kamu hukukunun
başlıca alt dallarıdır.
Kamu hukuku,devletin ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının
örgütlenişine,işleyişine,gördükleri hizmetlere ilişkin kurallar
içerir.Demokratik toplumlarda kamu hukukuna başlıca egemen olan ilkeler
hukuki güvenlik ve kanunilik prensipidir.Özel hukuk ise dar anlamıyla
kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenler.Egemen olan ilkesi
irade serbestisidir (Privataautonomie).
Hukuk Kuralları ve Özellikleri
Ön not: Aşağıdaki yazı boyunca bazı yerlerde "hukuk bilimi" kalıbı
geçmektedir. Hukuk bir bilim değildir çünkü bir bilim dalı tanımı gereği
çelişki içeremez. Kanun yapanlar mantık eksiklikleri ve yetersizlikleri
sebebi ile birbirleriyle çelişkili maddeler koyabilmektedir. Eğer hukuk
bir bilim dalı olsaydı, çelişkili kanun maddeleri olmaz, bunun sonucunda
da her hakim aynı şartlarda aynı kararları veriyor olurdu.
Hukuku diğer toplumu düzenleyici kurallar olan örf ve adetler,
gelenekler ve dinlerden ayıran özellik devlet tarafından güvenceye
alınmış ve cebri yaptırımlara sahip olmasıdır.Hukuk kuralları insan
davranışlarını düzenler ve bulunduğu toplumun değer yargılarını
taşır.Soyutluk ve genellik özelliği sayesinde benzer nitelikteki bütün
durumlarda uygulanması sağlanır.
Yaptırım (müeyyide):
Hukuk alanında yaptırım kamu gücü ile uygulanır.Hukuka uymayı zorlama,
uymayanları cezalandırma ve uyulmadığı durumlardaki zararları en aza
indirmek için kullanılır.Hukuk düzenini sağlamayı ve korumayı amaçlayan
yaptırımlar gene hukuk düzeninin öngördüğü şekilde yerine geitirilir.
Maddi ve manevi yaptırımlar olarak ikiye saf ayrılır.Maddi yaptırımlar
hukuka aykırı durumlarda uygulanırken manevi yaptırımlar bu durumları
engellemek için kullanılır.
Ceza hukukunda ölüm, hapis ve para cezaları; anayasa hukukunda
siyasetten men, parti kapatma; vergi hukukunda vergi ve kaçakçılık
cezaları gibi değişik hukuk dallarında değişik yaptırımlar vardır.
Hukukun Dayanağı
Hukukun dayanağı ile ilgili çeşitli dönemlerde kuramlar
üretilmiştir.Bunları sıralamamız gerekirse; bilinçi bir irade olarak
gören kuramlar, irade dışı olarak gören kuramlar ve pozitivist
kuramlar.Bu kuramların bazılar felsefik değil ortaya konduğu dönemin
sorunlarını çözmek veya politik görüşleri hukuk biliminde dile getirme
ihtiyacından ortaya çıkmıştır.
Dayanağı: Bilinçli İrade
* Genel irade kuramı'na göre hukuk; toplumdaki insanların karşılıklı
olarak birbirleriyle anlaşmalarını dayanak alır ve bunun sonucunda
hukuka, toplumsal sözleşme olarak bakar. İnsanların anlaşarak ortaya
çıkardığı bu toplumsal sözleşmeye uymaları kendileri için ödev olarak
görülür.
* Tansırsal irade kuramı hukuku Tanrı'ya dayandırır ve ancak onun
istemesi dahilinde ortadan kalkar. Hukuka uyma zorunluluğu, onu
Tanrı'nın yansıması olarak gördükleri içindir.
* Kişisel irade kuramı ise Devletin iradesine dayandırır. Hukuk, devlet
ve onu temsil eden güçler içindir.
* Her yaptığımızdan kendi öz ve hür iradelerimiz sorumludur. Ancak
günümüze kadar bu kuramları tamamen çürüten ve yok sayan birçok olay
olmuştur. Bu olaylardan ötürü yeni verilen hükümlerde iyi niyet şartına
bakılmaktadır. Bir durum olduğunda kişinin ehliyeti bulunuyorsa ve de
ortada bir yanlışlık varsa en son olarak iyi niyet durumunun olup
olmadığına bakılır ve gerekli duruma göre işlemler yapılır.
Dayanağı: Bilinçdışı İrade
* Tarihsel hukuk kuramı, hukuku ulusların tarihlerine dayandırır.Hukuk
bir ulusla doğar yaşar ve gelişir, bir yasa koyucunun iradesine bağlı
değildir.
* Doğal hukuk kuramı'na göre ise doğal hukukun insan var olmadan önce de
var olduğunu ve insanların yaptığı hukukun bu doğal hukuka uygun olması
gerekir.İnsan hakları doğal hukuk kuramına göre değerlendirilir.Örnek
olarak insanların doğal olarak sahip olduğu yaşam hakkı değiştirilemez
veya kaldırılamazlar.
Pozitivist Kurumlar
Bazı pozitivistler; hukukun devlet iradesinden doğduğunu, bazıları ise
sosyal bir durum olduğunu söylerler. Marx'ın hukuk alanındaki
düşünceleri de pozitivist kuramlar arasına girer. Ona göre tüm toplumsal
olaylar ekonomik olaylara dayanmakta, dolaylı olarak hukuku toplumsal
olaylara dayandırmaktadır.
Hukuk Sistemleri
Hukuk biliminde biçim, öncelikler ve ilkeler doğrultusunda bazı
sistemler ortaya çıkmıştır.
Roma Hukuku
Kıta Avrupası ülkelerinin yanında Türkiye'nin de uyguladığı sistemdir.
Bu sistemde hukuk, yurttaşlar arasındaki ilişkileri düzenlemeyi
öncelikli hale getirmiştir. Bu sebeple Medeni Hukuk diğer sistemlere
göre çok daha ileri düzeydedir. Bu sistemlerde hukuk, özel hukuk ve kamu
hukuku olarak ikiye ayrılır. Hukuku, yasa koyucular yapar.
"Continental-law" da denir.
Ortak Hukuk
Anglo-Amerikan ülkelerinde uygulanan sistemdir. XI. yüzyılda
İngiltere'de gelişmiştir.Roma hukuk sistemi gibi hukuku bölümlere
ayırmaz ayrıca hukuk yaratıcısı olarak yargıçları görürler. Fakat
gelişme ve teknolojinin getirdiği yenilikler yüzünden ortaya çıkan
eksiklikler çıkarılan yasalarala giderilmeye çalışılmıştır. Hukuk
fakültelerinde Common-law adıyla anılır.
İslam Hukuku
Dinsel ilkelere dayanır ve hukukun yaratıcısı olarak Kur'an görülür
ayrıca çıkan bazı eksikliklerde Peygamberin sözleri ve davranışları
(Sünnet) dikkate alınır. Kıyas (analoji) ve İcma (mahkeme içtihatları ve
bilimadamlarının görüşleri) hukukun oluşumunda önemli paya sahiptir.
Osmanlı İmparatorluğunda da uygulanan bu sistem 1926'da çıkarılan Medeni
Kanun ile Türkiye'de son bulmuştur.
Osmanlı imparatorluğunda uygulanan hukuk sistemi bir padişahın
varlığından dolayı batıdaki gibi monarşik algılansa da şeyhulislamın bir
padişahı görevden alabilme yetkisinin varlığı islam hukukunun ne derece
de uygulandığını gösterir
Günümüzde İslami kuralların uygulandığı ülkeler olmakla birlikte, hukuk
olarak İslam Hukukunun uygulandığı bir ülke yoktur.
İslam Hukuku'nda içtihat yolu kapanmamış, ancak bu yolun derin görüş
ayrılıklarını da beraberinde getirebileceği düşünülerek içtihat etmeme,
kabul edilen 4 imama uygun hareket etme yolu benimsenmiştir.
Sosyalist Hukuk
Rusya komünist devriminden sonra sosyalist ülkelerde uygulanan
sistemdir. Daha çok ekonomik koşullara dayanır ve en önemli dayanağı
mülkiyet hakkının kişilere değil topluma ait olmasıdır. Bireyler
arasındaki özel hukuktan çok toplum çıkarları gözetilmiştir. Ayrıca
Marksist ve Leninist düşünceye göre sosyalist hukuk geçici bir durumdur
ve toplumu düzenlemek içindir ve toplum komünist düzene geçtiği zaman
yaptırıma dayanan bir hukuk sistemine gerek kalmayacaktır. Komünizmin
Avrupa'da çökmesinden sonra sosyalist hukuk sistemide olumsuz yönde
etkilenmiştir.
Uluslararası Hukuk
Uluslararası hukuk bir devletin diğer bir devlet veya devletlerle
veyahut bir devletin uluslararası örgütlerle ilişkilerini düzenleyen
kamu hukuku dalıdır. Bir devletin ülkesinde vatandaşları arasındaki
ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarına “iç hukuk” denir. Bir devletin
diğer devlet veya uluslararası örgütlerle ilişkilerini düzenleyen
kurallar ise “dış hukuk”u meydana getirir. İç hukukta devlet üstün bir
iradeye sahiptir. Fakat, uluslararası hukukta devlet gibi üstün bir
iradeye sahip, yani devletlerin bağlı olacakları koyacak ve bunları
uygulayacak bir otorite yoktur. Uluslararası hukukta devletler arasında
eşitlik söz konusudur. Uluslararası toplum, eşit ve egemen devletlerin
yan yana olduğu bir sistemdir. Bu sistemde, eşit ve egemen devletlerin
yan yana olması, hem ayırt edici, hem de zayıf olan özelliğidir. Bu
durum sistemi güçsüz kılar, çünkü kuralları oluşturan, uygulayan ve
yorumunu yapan varlıklar, eşit ve egemen devletlerdir. Birbirine eşit ve
egemen varlıklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarının
kaynağı olarak bir üst organ yoktur. Dolayısı ile bu sistem içinde,
kuralları yaratanla, ona tâbi olacak olanlar aynıdır. Milletlerarası
toplumda devletteki gibi merkezîleşme yoktur, teşkilâttan yoksun bir
yapı sergiler. Yasama işlevi, devletler tarafından gerçekleştirilir.
Uluslararası hukukun kaynakları, andlaşmalar, örf ve adet hukuku,
hukukun genel prensipleri, içtihatlar ve doktrindir. Uluslararası
hukukun başlıca inceleme konuları şunlardır: Uluslararası hukukun
kaynakları, uluslararası hukukun kişileri, uluslararası hukukun mekansal
kuralları, kara, deniz, hava ülkesi, devletlerin tanınması, devletlerin
halefiyeti, diplomasi ilişkileri, sorumluluk, uyuşmazlıkların çözümü,
kuvvet kullanma. |