|
ALİHANOĞLU HUKUK BÜROSU
Avukat Reşat Alihanoğlu
Sicil No:
İzmir Barosu: 6643
T.B.B: 2682
|
DAVA
Dava, bir hakkın, devlet kanalıyla devletin organları olan mahkemeler
vasıtasıyla kullanılmasıdır. Dava; asli (başlıbaşına bir iddia olup,
başka bir davayla ilgisi bulunmayan) ve feri (asıl davanın
teferruatından olarak, diğer bir şey hakkında hüküm verilmesinin
istenilmesi) olur. İhtilaflı ve ihtilafsız veya ceza davası, hukuk
davası, idari dava, amme (kamu) davası, şahsi dava olarak da tarif
edilir.
Hukuk davaları: edim davaları, tespit davaları, yenilik doğuran olmak
üzere üçe ayrılır: Hak sahibinin, bir şeyin yapılmasını veya
yapılmamasını, yani bir ediminin yerine getirilmesini istediği davalara
edim davaları denir. Mahkemelerdeki davaların çoğu bu çeşittir. Alacak
davaları, tazminat davaları gibi. Bir hukuki bağın var olup olmadığının
tespit edildiği davalara tespit davaları denir. Evlilik dışı çocukların
neseplerinin tespiti gibi.
Mahkeme gününe kadar var olmayan veyahut hakimin kararı olmadan var
olmayacak olan hukuki sonuçları meydana getiren davalara yenilik doğuran
davalar denir. Boşanma davaları gibi.
Dava edene davacı, dava edilene de davalı denir. Dava konusu olan hususa
dava olan şey denir.İdari yargıda dava açma süresi nezaman başlar
Danıştay 20.12.2005 tarihinde sözkonusu yönerge için yürütmeyü durdurma
kararı vermiş,(bir vatandaşın talebi üzerine).Müvekkil ise Y.D.kararına
dayanarak 5,4,2006 tarihinde idareye başvurmuş ve idare talebi 4,5,2006
tarihinde reddetmişve bunun üzerine 23,06,2006 tarihinde iptal davası
açtık.Benim kafama takılan,Danıştayın Yürütmeyi durdurma kararını
müvekkil nezaman öğrenmiş kabul edilir;karar tarihinde mi?yoksa
öğrendiğini beyan ettiği tarihte mi?Görüşlerinizi bekliyorum ve herkese
şimdiden teşekür ediyorum.
Vergi yargısında dava açma süreleri
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, vergi mahkemelerinde dava
açma süresi otuz gün olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla genel süre, otuz
gündür. ikmalen, re'sen veya idarece yapılacak tarhiyatlarla, idarece
düzeltme yoluyla re'sen yapılan tarhiyatlara, ihtirazi kayıtla yapılan
beyanlara veya tahakkuklara yahut kesilen cezalara karşı açılacak
davalarda bu süre uygulanır.
2577 sayılı kanun, vergi mahkemelerinde açılacak davalarda süreyi
belirlerken özek kanunlarda yer alan düzenlemeleri saklı tutmuştur.
Nitekim pek çok kanunda konumuzu ilgilendiren sürelere rastlamak
mümkündür.
6183 sayılı kanunda ödeme emrine karşı açılacak davalar, 7 günlük süreye
tabi tutulmuştur. Bu süre ile ilgili eleştirilerimizi geçenlerde
yazmıştık .
Yine 6183 sayılı kanunda, haklarında ihtiyati haciz uygulanan kişilerin
ihtiyati hacze, haklarında ihtiyati tahakkuk uygulanan kişilerin
ihtiyati tahakkuka karşı açacakları davalarda 7 günlük süreye tabidir.
Vergi borcundan dolayı haklarında yurtdışı çıkma işlemi uygulanan
kişilerin dava açma süreleri ise 60 gündür. Çünkü bu davalarda görevli
mahkeme, idare mahkemesidir. (Ancak bazen idare mahkemelerinin
kendilerini görevsiz görerek dosyayı vergi mahkemelerine gönderdikleri
de görülmektedir. Bu gibi durumlarda vergi mahkemeleri davanın kendileri
ile ilgili 30 günlük sürede açılıp açılmadığına bakmaktadır. Bu nedenle
bu davaların 30 gün içerisinde açılması, hak kaybolmaması için en
garantili yoldur.)
Emlâk vergisi ile ilgili olarak takdir komisyonlarınca belirlenen arsa
ve arazi değerlerine karşı ilgili kurum ve kuruluşlarla mahalle ve köy
muhtarlıklarına dava açma hakkı tanınmıştır. Takdir Komisyonu
kararlarına karşı açılacak iptal davalarında dava açma süresi 15 gündür.
(Vergi Usul Kanunu -VUK.- mük. md. 49).
Aleyhlerine tarhiyat yapılanların uzlaşma yoluna gitmeleri ve uzlaşmanın
vaki olmaması halinde, uzlaşmanın vaki olmadığına dair tutanağın
kendilerine tebliğinden itibaren dava açabilirler. Burada dava açma
süresi, uzlaşmaya konu olan ihbarnamenin tebliğinden itibaren uzlaşmaya
müracaat için harcanan gün sayısının düşülmesi suretiyle hesaplanır.
Ancak bu sürenin 15 günden az kalması halinde, uzlaşmanın vaki olmaması
üzerine açılacak davalarda dava açma süresi olarak 15 gün esas alınır
(VUK. ek madde 7).
Dava açma süresi içerisinde dava açmak yerine -koşulları varsa- düzeltme
talep eden mükelleflerin, düzeltme taleplerinin açıkça veya 60 günlük
sürede cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi halinde dava açma
süresi, 30 günlük dava açma süresinden düzeltme talep etmek için
harcanan gün sayısının düşülmesi suretiyle hesaplanır. Örneğin 1 Mart
günü tebliğ edilen bir vergi-ceza ihbarnamesine karşı 28 Mart'ta
düzeltme talep eden mükellefin talebinin reddedilmesi halinde, dava açma
süresi sadece 2 gündür.
Dava açma süresi içerisinde dava açmak yerine, dava açma süresi de
geçtikten sonra -koşulları varsa- düzeltme talep eden mükelleflerin,
düzeltme taleplerinin açıkça veya 60 günlük sürede cevap verilmemek
suretiyle zımnen reddedilmesi halinde, doğrudan dava açma hakları
yoktur. Bu mükelleflerin ret işlemine karşı şikayet yolu ile Maliye
Bakanlığı'na müracaat etmeleri gerekmektedir. Talebin Maliye
Bakanlığı'nca da açıkça veya 60 günlük sürede cevap verilmemek suretiyle
zımnen reddedilmesi halinde dava hakkı doğar. Düzeltme talebinin reddi
dolayısıyla açılacak bu gibi davalarda dava açma süresi 30 gündür.
Vergi hukuku ile ilgili Bakanlar Kurulu kararı veya Genel Tebliğ gibi
genel düzenleyici işlemlere karşı doğrudan açılacak davalarda görevli
mahkeme, Danıştay'dır. (Danıştay Kanunu md. 24) Danıştay'ın ilgili
dairesi bu gibi davalara ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakar. Bu tür
soyut veya objektif iptal davalarında dava açma süresi ise 60 gündür.
(İYUK md. 6)
Bu sürelerin son gün, resmi tatil gününe denk gelirse süre, tatili
izleyen ilk iş gününün mesai saati bitimine kadar uzar.
Bu sürelerin son günün adli tatile rastgelmesi halinde, İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 6. maddesi ile belirlenmiş olanlarında süre, ara
vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış
sayılır (İYUK md.8/3). Diğer kanunlarda yazılı süreler ise uzamaz. Ancak
aksi yönde içtihatlar da vardır.
Bu sürelerin son günün idari tatil veya idari izin olarak adlandırılan
günlere gelmesi halinde ise, sürenin tatili izleyen ilk iş günü mesai
saati bitimine kadar uzayıp uzamayacağı net değildir. Her iki yönde de
içtihatlar mevcuttur.
Görüldüğü gibi basit bir süre konusunu dahi mevzuatta ne kadar karmaşık
hale getirmişiz.
Bu süreler, hak düşürücü sürelerdir. Kişilerin bu süreleri kaçırması
halinde hem dava hakları ortadan kalkmakta ve aleyhlerine yapılan
işlemler kesinleşmekte, hem de idare üzerinde yargı denetimi bu yüzden
kurulamamış olmaktadır. |