|
ALİHANOĞLU HUKUK BÜROSU
Avukat Reşat Alihanoğlu
Sicil No:
İzmir Barosu: 6643
T.B.B: 2682
|
BAROLARIN CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (CMK) HÜKÜMLERİNE GÖRE
MÜDAFİ TAYİNİ YÜKÜMLÜLÜĞÜ CMK hizmeti olarak adlandırılan müdafi
tayini hizmeti Ceza Muhakemeleri Kanununa 1992 yılında yapılan
değişiklikle getirilmiştir. Getirilen bu yeni düzenlemenin temelinde
insan hakları ihlallerini önlemek ve adil yargılamayı gerçekleştirmek
için bir disiplin oluşturmak yükümlülüğü vardır ve bunun güvencesi
devlet tarafından sağlanmaktadır. Bu yükümlülük, TBB ve barolar
aracılığı ile yerine getirilmektedir. Müdafi tayini hizmetinin en
kaliteli biçimde verilmesi için gereken sistemin kurulması ve bu
sistemin çalışma ilkelerini saptamak da TBB ve baroların tartışmasız
yükümlülüğüdür.
CMK madde 138 hükmünde;
Yakalanan kişi veya sanık müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan
ederse talebi halinde baro tarafından kendisine bir müdafi tayin edilir.
Yakalanan kişi veya sanık on sekiz yaşını bitirmemiş yahut sağır veya
dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malul olur ve bir müdafi'de
bulunmazsa talebi aranmaksızın kendisine müdafi tayin edilir.
CMK madde 140 hükmünde;
Müdafi, soruşturmanın veya yargılamanın yapıldığı yer barosunca tayin
edilir.
CMK madde 146 hükmünde ;
Baro tarafından tayin edilen müdafie, görevin ifasından doğan masraflar
hariç avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak bu tarifenin hazırlanış
yöntemine göre tespit edilecek ücret ödenir. İleride yargılama giderleri
ile mahkum olan sanıklardan müdafie ödenen ücreti ödeyebilecek durumda
olanlara Türkiye Barolar Birliğinin rücu hakkı vardır.
Denmektedir.
Yasal düzenleme gereği pek çok baronun CMK UYGULAMA MERKEZİ (ya da
SERVİSİ)bulunmaktadır. Bu servisler avukat tayinini ve ücret ödemelerini
düzenlemekte, atanan avukatın yaşadığı sorunlara çözüm bulmaktadır. Bu
uygulamalarının etkinliği ile doğru orantılı olarak, kolluk kuvvetleri
ve adli makamların yıllarca "değişmez, değiştirilemez" denilen eksik ve
yanlış uygulamaları değişmektedirler. Bu konuda atılmış en önemli
adımlar, kolluk aşamasında küçüğe ifade aldırmamak, yaşı büyüklere susma
hakkını kullandırmak ve DGM alanına giren suçları ve bu suçların üzerine
atıldığı kişilere yapılan işlemleri denetleyerek, bu kişilere ait
evrakları avukatların okuyabilmesi, evraklardan örnek alabilmesi ve DGM
Savcılığında ifade aşamasına katılmaları olmuştur.
1136 sayılı Avukatlık Kanununa göre kurulan baroların yasayla
yüklendikleri "zorunlu müdafi ataması" görevi hayatın olağan akışı ve
bölgelerin farklı özellikleri nedeniyle uygulamada yeknesaklığın
sağlanamadığı ancak en iyi şekilde verilmeye çalışılan bir hizmettir.
Müdafi tayini ile ilgili sıkça sorulan soruların yanıtlarını ve
uygulamaya dair esasları aşağıda bulabilirsiniz.
UYGULAMA
KİMLER CMK HİZMETİNDEN YARARLANABİLİR ?
Yakalanan kişi veya sanık soruşturmanın her hal ve derecesinde bir veya
birden fazla müdafiinin hukuki yardımdan yararlanabilir.
Yakalanan kişi ve sanık müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan
ederse, istemi halinde, eğer yakalanan kişi veya sanık 18 yaşını
bitirmemiş ise veya sağır veya dilsiz veya kendisinin savunamayacak
kadar malül olursa, istemine bakılmaksızın, kendisine, baro tarafından
bir müdafii tayin edilir.
CMK HİZMETİ İÇİN BAROLARA YA DA TAYİN EDİLEN MÜDAFİYE ÜCRET ÖDENECEK
MİDİR ?
CMUK uyarınca, yakalanan kişi ve sanığa tayin edilecek müdafii için,
ilgili hiçbir bedel ödemeyecektir.
Ancak " ileride yargılama giderleri ile mahkum olan sanıklardan müdafie
ödenen ücreti ödeyebilecek durumda olanlara Barolar Birliğinin rücu
hakkı vardır." (CMUK 146. md)
CMK KAPSAMINDA YAKALANAN KİŞİ VEYA SANIĞIN HAKLARI NELERDİR ?
Yakalanan kişi veya sanık soruşturmanın her hal ve derecesinde bir veya
birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir. Zabıta amir ve
memurları tarafından yapılacak ifade alma işlemlerinde, ancak bir
müdafii hazır bulunabilir. Cumhuriyet savcılığı işlemlerinde bu sayı üç
müdafii geçemez. Kanuni temsilci varsa o da yakalanan veya sanığa bir
müdafi seçebilir.
Polis ve jandarmada yapılan soruşturma da dahil olmak üzere,
soruşturmanın her evresinde müdafiin yakalanan kişi veya sanıkla
görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda
bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.
Sorgunun değil soruşturmanın bölünmezliği ilkesi söz konusu olduğu için,
müdafiin yakalanan kişi veya sanık yararına, zabıtada ( polis, jandarma)
ve cumhuriyet savcılıklarındaki "ifade alma" sırasında sorulan sorulara
müdahale etmek, bazı soruların sorulmasına engel olmak veya bazı
soruların yanıtlanmasına karşı çıkmak gibi yetkileri vardır.
Yakalanan kişi veya sanık öncelikle kendisine yöneltilen suçun ne
olduğunu bilme hakkı vardır.
Yakalanan kişi veya sanığa görevlilerce " müdafi tayin hakkının
bulunduğu, müdafi tayin edebilecek durumda değilse baro tarafından tayin
edilecek bir müdafi talep edebileceği ve onun hukuki yardımından
yararlanabileceği" bildirilir.
Yakalanan kişi veya sanığa " yakınlarından istediğine yakalandığını
duyurabileceği" söylenir.
Yakalanan kişi veya sanığın ifade ve sorgusunda, yani zabıta ( polis,
jandarma) veya cumhuriyet savcılıklarında ve yargıç sorgulamasında
açıklamada bulunmama; SUSMA HAKKI vardır. Kişi bu aşamalarda eğer
isterse konuşmayabilir.
Yakalanan kişi veya sanığın ifade alma ve sorgu aşamalarında " şüpheden
kurtulması için " lehine olan hususlar ile somut delillerin toplanmasını
isteme hakkı vardır.
Yakalanan veya sanığın beyanının özgür ifadesine dayanmasını
engelleyecek nitelikte, her türlü kötü davranma işkence, zorla ilaç
verme, yorma, aldatma, bedensel cebir ve şiddete bulunma, bazı araçlar
uygulama, yasalara aykırı çıkar vaat etme gibi müdahaleler yasaktır. Bu
yöntemlerle elde edilen ifadeler rızaya dayansa bile delil olarak
değerlendirilemez.
Yakalanan kişi veya sanığın müdafii ile her zaman ve konuşulanları
başkalarının duymayacağı bir ortamda, vekaletname dahi aranmaksızın
görüşme hakkı vardır. Yakalanan kişi veya sanığın müdafii ile
yazışmaları denetime tabi tutulamaz. Duruşma sırasında sanığın eşinin
müşavir sıfatıyla bulunmasına izin verilir, dilerse dinlenir
(MÜDAFİ TAYİNİ) AVUKAT ATAMASI NASIL YAPILMAKTADIR?
CMUK servisi olan barolarımızda karakollardan, savcılıktan ya da
mahkemelerden talep geldiğinde CMUK servisinde kayıtlı avukatlardan
günlük nöbet listesinde bulunan avukatlar telefonla aranarak
görevlendirilmektedir.
" Çoğu baromuzda CMUK sisteminde çalışmak isteyen avukatlar gönüllü
listesi oluşturularak belirlenmektedir. Ancak bazı illerimizde
barolarımız mevcudunun az olması sebebiyle tüm meslektaşlarımız zorunlu
müdafi olarak görev almak zorunda kalmaktadır.
" Gönüllü listesi sistemi uygulayan illerimizde bir CMUK Uygulama
Servisi ya da merkezi olduğu için, avukat talep eden yer (kolluk,
savcılık, mahkeme vs.) bu merkezin telefonunu aramakta, dolayısıyla
sadece bu işi yapan kişilerle karşılaştığı için zorluk yaşamamaktadır.
ATANAN AVUKAT HANGİ İŞLEMLERİ YAPMAKTADIR?
Kolluk aşamasında, ilgili birimde yaşı küçük yakalanana, YAKALAMA,
GÖZALTINA ALMA VE İFADE ALMA YÖNETMELİĞİ madde 18/b gereğince ifade
aldırmamakta, sadece kimlik tespiti yaptırmaktadır. Yaşı büyük
yakalananlara da yasal haklarını (CMUK 135, 135/a ) hatırlatmakta, susma
hakkını kullanmak istiyorsa kişiye yardımcı olmaktadır. Ayrıca
yakalananla baş başa görüşürken hem olay hakkındaki bilgileri almakta
hem de 135/a gereğince sorular sormakta, yakalananın zor görüp
görmediğini öğrenmekte, yakalanana gereken tüm hukuki yardımları
yapmaktadır. Kollukta zor gören kişi için kimlik tespiti/ ifade zaptına
şerh düşmekte, sonra savcılıkta bu konuda beyanda bulunmakta, ayrıca
kişiye adli yardım gereğince bir avukat atanmasını sağlamak için servise
bilgi vermektedir. Zira bu durumda yakalanan mağdur olmaktadır.
Kolluk aşamasından sonra savcılığa sevk edilen yakalanana bu aşamada da
yardımcı olmaktadır. Savcılık ifadesine katılan avukat, ifadesi
sırasında yakalanana hukuki yardımda bulunmakta, yakalanan kollukta
işkence görmüşse, ifade zaptına bu durumu yazdırmakta ya da şerh
düşmektedir. Bu aşamada, yakalananın varsa olayla ilgili delillerinin
toplanmasını savcılıktan talep etmektedir.
Yakalanan sulh ceza hakimine sevk edildiyse bu aşamada da yakalananın
yanında olmaktadır. Yine sorgu ifadesine katılmakta, varsa işkence ile
ilgili beyanda bulunmakta, varsa toplanmasını istediği delilleri yine bu
aşamada da bildirmekte ve diğer tüm hukuki yardımları yapmaktadır.
Yakalanan tutuklandıysa tutuklamaya derhal itiraz etmektedir. Tüm
bunların yanında elbette yakalanana yardımcı olmakta, delilleri
karartmamak, olayı saptırmamak şartıyla gerekli hukuki yardımda
bulunmaktadır. Yakalanana olaya aykırı ifade verdirmek ya da yakalananı
bu yönde yönlendirmek, açıkça görevi kötüye kullanmaktır. Bunun dışında
yakalanan ifade verirken kesinlikle ifadesine karışmamalı, yakalanan
yerine sorulara cevap vermemeli, sadece suçu ikrara yönelik ya da olayı
saptıran sorulara müdahale etmelidir.
Dava aşamasına (bazı barolarda hazırlık aşamasına katılan avukat mahkeme
aşamasını da takip etmekte, bazılarında ise ayrı bir avukat
atanmaktadır. Bu konuda seçim baroların kararına bırakılmıştır) sanığa
gerekli tüm hukuki yardımları yapmakta, itiraz, delilleri toplama gibi
hukuki işlemleri tamamlamaktadır. Dava sonuçlandığında kararı temyiz
etmektedir.
Atanan avukatın görevi, CMUK 139. madde gereğince, sanık kendisine
vekaletli bir avukat atayıncaya kadar devam etmektedir. Bu yasal
zorunluluk gereğince, avukat davayı karar kesinleşinceye kadar takip
etmek zorundadır. Avukatlık Kanununda yazılı sebepler dışında davadan
çekilmek ve/veya işi reddetmek hakkı bulunmamaktadır.
Ankara, İstanbul, İzmir illerimizde adı farklı olsa da (ücret talep
formu, rapor vs), avukat, yaptığı işi ayrıntılarıyla gösterir bir evrakı
doldurmak, görevlendirildiği işle ilgili belgelerin (kimlik tespiti
tutanağı, müdafi-yakalanan görüşme tutanağı, savcılık/mahkeme ifade
zaptı vs) fotokopilerini doldurduğu evraka eklemek zorundadır. |