|
ALİHANOĞLU HUKUK BÜROSU
Avukat Reşat Alihanoğlu
Sicil No:
İzmir Barosu: 6643
T.B.B: 2682
|
BOŞANMA, evliliğin yasal olarak sona ermesi demektir. Karşılıklı
sevgiye, güvene ve mutluluk beklentisine dayalı olan evlilik
ilişkisinin sona erdiğini belgelediği için acı verici bir olaydır. Ana
babanın mutsuzluğundan etkilenen, güven verici aile ortamını yitiren ve
ana ile baba arasında bir seçim yapmak zorunda kalan çocuklar için
özellikle zordur. Boşanmayla gelen değişiklikler, çoğu zaman çocukların
davranış bozuklukları göstermesine neden olur. Dersleri aksar,
arkadaşları ile olan ilişkileri etkilenir.
Ne var ki, eşler arasındaki uyumun bozulduğu, karşılıklı suçlamaların
ve saygısız davranışların yer aldığı bir ortamda çocuk mutlu
olamayacağı gibi, bu türden etkilerin de davranış bozukluklarına yol
açtığı görülmektedir. Çocuğa ya da çocuklara gerçekler onların
anlayacağı bir biçimde anlatılırsa durumu kabullenmeleri daha kolay
olur. Evlilik kadar eski olan boşanma, toplumların tarihsel gelişimine
göre değişen özellikler gösterir. Günümüzde hâlâ ilkel bir yaşam süren
Pueblo Yerli kabilelerinde kadın kocasının ayakkabılarını evin eşiğine
bıraktığında boşanmış sayılır. Birçok eski toplumda evlilik erkek çocuk
doğarsa kalıcılaşır, kadının kısırlığı erkek için haklı bir boşanma
nedeni oluştururdu.
Eskiçağın Asur, Babil gibi Mezopotamya toplumlarında boşanma kurallarla
düzenlenirdi. Asur toplumunda, kocanın karısına karşı görevlerini
yerine getirmemesi durumunda kadının boşanma hakkı vardı. Boşanan
kadın, koca evine getirdiği çeyiz denilen eşyayı geri alabilir ve
boşandığı eşinin mirası üstündeki hakları da sürerdi. Tutsak düşmüş bir
savaşçının karısı iki yıl bekledikten sonra boşanmış sayılır ve yeniden
evlenebilirdi.
İslam hukukunun geçerli olduğu Osmanlı Devleti'nde, boşanma hakkı ilke
olarak kocaya tanınmıştı. Koca karısını tek yanlı olarak boşayabilir,
üç kez yinelenen "boş ol" sözleriyle boşanma kesinlik kazanırdı. Erkek
yönünden bu kolaylığa karşın, Osmanlı toplumunda boşanma yaygın
değildi. Boşanma, gelenekçi bir toplum olan Osmanlılar'da hoş
karşılanmazdı.
Hıristiyan dünyasında ise Katolik Kilisesi boşanmaya izin vermez. Bazı
Katolik ülkelerde boşanma bugün bile olanaksızdır. Reform'dan sonra
Protestan Kilisesi boşanmanın hukuk mahkemelerinin ilgi alanına giren
"dünyasal bir şey" olduğu görüşünü benimsedi ve boşanmaya karşı
çıkmadı.
Günümüzde, Katolik ilkelere sıkıca bağlı olan ve yasaları boşanmaya izin
vermeyen İrlanda Cumhuriyeti gibi az sayıda ülke dışında, boşanma
yasalarla düzenlenmiştir. Bu konuda iki ana eğilim vardır. Kimi ülkeler
evlilik birliğinin bozulduğunu ortaya koyan ve yasalarda belirtilen
belirli durumlarda boşanmaya izin verir. Boşanma konusunda daha
hoşgörülü davranan öteki ülkeler tarafların isteği ile boşanmaya olanak
tanır. Birçok Avrupa ülkesi ve sosyalist ülke böyle bir görüşü
benimsemiştir. ABD'de boşanma her eyaletin kendi yasalarıyla düzenlenir.
Bunların bir bölümü kolayca boşanmaya olanak verirken, ötekiler
boşanmak için belirli koşulların varlığını gerekli görür.
Türkiye'de, Medeni Kanun'da sayılan boşanma nedenlerinden birinin
varlığı durumunda, mahkemeler boşanma kararı verebilir. Günümüzde
boşanmayı kolaylaştırma yönündeki bir eğilim güçlenmektedir. Eşlerin
karşılıklı isteği durumunda, yargıçlar kolayca boşanma kararı verebilir.
Son yıllarda boşanma eskiye göre çok fazladır ve her geçen yıl
artmaktadır. Örneğin ABD'de her iki evlilikten biri boşanmayla
sonuçlanır. Boşanmanın giderek yaygınlaşmasında geleneksel toplumların
çözülmesinin yanı sıra, toplumsal yaşamın değişen koşulları etkili
olmaktadır. Ekonomik özgürlüğünü kazanan, kendi kazancıyla geçinebilen
çağdaş kadının mutsuz bir evliliği sürdürmek için artık bir nedeni
yoktur. Boşananların çoğunun yeniden evlenmesi, günümüz insanının
evlilikten çok şey beklediğinin göstergesi olarak kabul edilmektedir. |